COVID-19 VE İNSAN SERMAYESİ - 2
COVID-19 ve İnsan Sermayesi
Bu analizden çeşitli bulgular ortaya çıkmaktadır.
İyi temel eğitim göstergeleri, iyi yüksek
öğretim göstergeleriyle ilişkilidir ve bu da temelleri geliştirilmesinin
öneminin devam ettiğini göstermektedir.
Bununla birlikte, bu korelasyon mükemmel
değildir:
Bazı durumlarda, temel eğitimdeki görece kötü
sonuçlar, özellikle orta öğretim sonrası eğitimde başarı ve kalite iyi
olduğunda, yüksek öğretimde daha iyi sonuçlarla telafi edilebilmektedir.
Veriler aynı zamanda temel eğitimde cinsiyetler
arasında önemli bir fark olmadığını ortaya koymaktadır.
Kadınlar çoğu ülkede yüksek öğrenimde
erkeklerden daha iyi performans gösteriyor.
Ancak STEM çalışma alanlarında kadınların temsil
oranı erkeklere göre önemli ölçüde daha düşüktür.
Analiz, bulaşıcı olmayan hastalıkların ve
COVID-19 dahil belirli bulaşıcı hastalıkların morbidite ve mortalite
sonuçlarını artıran yetişkin sağlık risk faktörlerinin yaygınlığından
kaynaklanan verimlilik kayıplarının bir tablosunu sunmaktadır.
Akademik literatüre göre obez kişiler,
olmayanlara göre ortalama olarak yüzde 10 daha az üretkendir.
Obezite bölgedeki orta gelirli ülkelerde
özellikle yaygındır; gelir düzeyi yüksek ve düşük olan ülkelerde ise
yaygınlığı daha düşüktür.
Bu durumu obezite ile gelir arasında ters
U-şeklinde bir ilişkinin varlığını göstermektedir.
Eski Sovyet cumhuriyetlerinin tamamında obezite
kadınlar arasında erkeklere göre çok daha yaygındır.
Orta ve Batı Avrupa'da cinsiyet
farklılıkları daha azdır ve farkın olduğu yerlerde de erkekler arasında
obezite yaygınlığı kadınlara göre biraz daha yüksektir.
Sigara içmek obeziteye benzer bir üretkenlik
kaybı ile ilişkilidir - yaklaşık yüzde 10.
Sigara içme yaygınlığının gelirle ters U
şeklinde bir ilişki sergilediği görülmektedir.
Burada cinsiyet farklılıkları belirgindir:
Bölgedeki tüm ülkelerde erkekler kadınlardan
daha fazla sigara içiyor ve bazılarında -özellikle Güney Kafkasya'da-
sigara içme oranlarındaki cinsiyet farkı 40 puana yakındır.
Kuzey ülkelerinde ise cinsiyet farklılıkları en
düşük düzeydedir.
Aşırı alkol tüketimi, yüzde 20'ye varan
verimlilik kayıplarıyla ilişkilidir.
Dağılım geniş olmasına rağmen, bir ülkenin gelir
düzeyiyle olumlu bir şekilde ilişkilidir.
Kültür bunda bir rol oynamaktadır:
Müslüman nüfusu fazla olan ülkelerin aşırı alkol
tüketimi oranları, gelir düzeylerinden bağımsız olarak çok düşüktür.
Her ne kadar ikisi arasında pozitif bir
korelasyon olsa da, aşırı alkol tüketimi de tüm ülkelerde erkekler
arasında kadınlara göre önemli ölçüde daha yaygındır.
Sigara ve aşırı alkol tüketimi için var olan
büyük cinsiyet farkı, yetişkin hayatta kalma oranlarındaki farklara da
yansımaktadır.
Bölgenin doğu kesimindeki bazı ülkelerde, 15
yaşındaki bir çocuğun 60 yaşına kadar yaşama olasılığı bir erkek için bir
kıza göre neredeyse 20 puan daha düşüktür.
Avrupa ve Orta Asya bölgesinin pandemi öncesi
HCI değerleri, bölgede doğan kişilerin, aldıkları sağlık ve temel eğitime
dayalı olarak toplumun üretken üyeleri olmayı bekleyebileceklerini
göstermekteydi.
Bununla birlikte, bu analize yüksek öğretimin ve
sağlık risk faktörlerinin dahil edilmesi kaçınılmaz olarak çıtayı yükseltmekte ve
bu ilave konular üzerinde odaklanma ihtiyacını vurgulamaktadır.
Öte yandan, COVID-19 salgını bu başarılar için
bir risk oluşturmaktadır ve insan sermayesine daha fazla yatırım
yapılmasını toparlanma planlarının merkezi unsuru haline getirmektedir.
Simülasyonlar, okulların salgın sebebiyle
kapatılmasının, bölgede üçte bir ile bir tam okul yılı arasında bir
öğrenme kaybına yol açabileceğini göstermektedir.
Bu kayıp, uzaktan eğitim yöntemlerinin yüz yüze
sınıfların yerini almadaki yetersizliğinden ve okul sisteminden
ayrılmanın neden olduğu doğal kayıptan kaynaklanmaktadır.
Dezavantajlı geçmişe sahip öğrenciler, bağlantı
olanaklarının eksikliği ve daha sınırlı ev desteği nedeniyle diğer
öğrencilerden daha az öğrendiklerinden, öğrenme kaybının
eşitsizlikleri daha da genişletmesi beklenmektedir.
COVID-19 salgınının kendisi bölgede 200.000'den
fazla insanın ölümüne neden oldu.
Ancak sağlık üzerindeki etkileri, ölüm
oranlarında ilk anda yaşanan artışların da ötesine geçiyor.
Hastalığı atlatan kişiler uzun vadede sağlık
sorunları yaşayabilirler ve salgın sırasında sağlık hizmetlerinin
kesintiye uğraması bulaşıcı olmayan hastalıkların tedavisi i le çocuk ve
anne sağlığı üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir.
Çocuk ölümlerinin görece yüksek olduğu bölge
ülkelerinde simülasyonlar, pandemi sırasında sağlık hizmetlerindeki hem talep
hem de arzdaki azalmanın bir sonucu olarak 5 yaşına kadar hayatta kalma
olasılığının 1 puan kadar düşebileceğini göstermektedir.
İnsan sermayesine yapılan yatırımları
iyileştirmeye yönelik politikaların, bu bölümde belirlenen ve pandemi
sonrası bağlamda ortaya çıkan yeni zorlukların belirlediği öncelikleri
dikkate alması gerekecektir.
İlk olarak, eğitimin iyileştirilmesi, eğitim
sisteminin temellerinin modernize edilmesini gerektirecektir.
Öncelikler arasında, öğretme ve örenmede yeniliklerin
teşvik edilmesi, temel becerilerin vurgulanması, erken çocukluk eğitimine
yatırım yapılması, öğrenme ortamlarının ve tesislerinin iyileştirilmesi ve
eğitim kurumlarının yönetiminin iyileştirilmesi yer almalıdır.
Politika girişimlerinin aynı zamanda, uzaktan
öğrenme yöntemlerine güvenme ihtiyacının artmasıyla ortaya çıkan zorlukları da
dikkate alması gerekecektir.
Hem evlerde hem de eğitim kurumlarında bağlantı
olanaklarına yapılacak yatırımlar ve öğrencilerin ve öğretmenlerin
eğitimi, kaliteli öğrenmeyi sağlamak ve eşitlik açıklarının artmasını
önlemek için çok önemlidir.
İkinci olarak, orta öğretim sonrası eğitimin
anlamlılığını, sürdürülebilirliğini ve kalitesini artırmak temel bir
gerekliliktir.
Düşük yüksek öğrenim erişim oranlarına sahip
ülkeler, yüksek öğretime erişimi artıran kurumların bir örneği olarak
topluluk kolejlerine bakabilir.
Orta öğretim sonrası eğitimin kalitesini artırmak
için, ezbere odaklanan geleneksel öğrenme biçiminden ziyade problem çözmeyi ve
bağımsız çalışmayı vurgulayan müfredat ve pedagojik yenilikler çok önemlidir.
Yüksek öğretim kurumlarında öğretim üyesi işe
alma ve terfi uygulamalarının değiştirilmesi gerekli olabilir; üniversite
öğretim görevlileri için performansa dayalı teşviklerin öğrenme
sonuçlarını iyileştirdiği gösterilmiştir.
Tüm bu müdahalelerin, akademik kurumların
yönetimini iyileştirmeyi amaçlayan hedefli politikalarla desteklenmesi
gerekir.
Üçüncü olarak, kaliteli eğitime erişimdeki
eşitsizlik, bölgedeki birçok ülkede temel ve yüksek eğitim düzeylerinde
bir sorun teşkil etmektedir; özellikle temel eğitim kalite göstergeleri
için en üst ve en alt beşte birlik gruplar arasındaki beklenen okullaşma
farkları büyüktür ve uzaktan öğrenme yöntemlerine artan bağımlılık
bağlamında bu farkın daha da açılması beklenebilir.
Eğitimdeki eşitsizlik açıklarını kapatmak için çeşitli
müdahalelerden yararlanılabilir.
Dezavantajlı grupların okullaşma kararları maliyetlere
oldukça hassas olduğundan dolayı, finansal yardımın yüksek öğretime erişimdeki
eşitsizliği azaltmaya yönelik en etkili müdahalelerden biri olduğu
kanıtlanmıştır.
Doğu Avrupa'nın çoğundaki Romanlar gibi
özellikle dezavantajlı azınlıklar için, özellikle temel eğitimde çeşitli
müdahaleleri birleştiren daha bütüncül bir yaklaşım gerekebilir.
Eğitimdeki cinsiyet eşitsizlikleri bölgede
nispeten azdır ancak yine de ele alınması gerekmektedir.
Eğitim düzeyi bakımından, kadınlar her iki
düzeyde de erkeklere göre daha iyi performans gösterdiklerinden dolayı,
erkeklerin temel eğitimde ve yüksek öğrenimde kadınları yakalaması
gerekmektedir.
Bununla birlikte, yüksek öğrenimde, kadınların
STEM alanlarında çalışma olasılığı önemli ölçüde daha azdır.
STEM alanlarında yüksek öğrenimini tamamlayanlar
işgücü piyasasına daha fazla katılma ve daha yüksek ücret kazanma
eğiliminde olduğundan, bu tercihin önemli sonuçları vardır.
Erkek çocuklarının temel eğitim ve yüksek
öğretimdeki performansındaki açıklarını kapatmaya yönelik politikalar ve
kızların mesleki hedefleri cinsiyet eşitliğini sağlamanın önemli bir
bileşenidir.
Bazı bulgular, sağlığı iyileştirme çabalarını
yönlendirmeye yardımcı olabilir.
Bulaşıcı hastalık salgınlarının beklenenden daha
yaygın olduğu bir dünyada pandemiye hazırlık durumunun iyileştirilmesi temel
bir gerekliliktir.
İlk olarak, bulaşıcı olmayan ve belirli bulaşıcı
hastalıklardan kaynaklanan artan morbidite ve mortalite ile ilişkili sağlık
riski faktörlerinin önlenmesi üzerinde özellikle durulmalıdır.
En etkili politikalar, tüketiminin fiyat
değişikliklerine oldukça duyarlı olduğu gösterilen sigara ve alkollü içecekler
dahil olmak üzere kritik ürünlerin fiyatlarını yükseltmeye yönelik
politikalardır.
Beslenme tarzlarını iyileştirmek ve obeziteyi
azaltmak, biraz farklı bir yaklaşım gerektirir.
İşlenmiş gıdaların tuz ve yağ içeriğini kademeli
olarak azaltmak için hükümetlerin ve gıda sektörünün ortak çabalarına ihtiyaç
duyulmaktadır.
İkinci olarak, sağlık politikaları, aktif ve
üretken yaşlanmayı teşvik etmek için yaşlı yetişkinler için daha iyi ve daha
verimli bakım hizmetleri sunmalıdır.
İnsanları yaşamlarının sonlarına doğru sağlıklı,
aktif ve üretken tutmak, bölgenin yaşlanan işgücü göz önüne alındığında
özellikle önemlidir.
İdeal olarak, sağlık hizmetlerinin kişi merkezli
olabilmeleri için entegre bir şekilde yönetilmesi ve sunulması -yani bir
kişinin birçok sağlık ihtiyacını ve bu ihtiyaçların sosyal belirleyicilerini
dikkate alması- gerekir.
COVID-19 pandemisi sırasında ilaç dışı
müdahalelerin uygulanmasının da gösterdiği gibi, bu yaklaşım aynı zamanda
bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kontrol altına almak için kritik olan toplum
düzeyinde müdahaleleri içermek için yeterince esnek olmalıdır.
Üçüncü olarak, sağlık politikalarının, bölgedeki
bazı ülkelerde devam eden çocuk ve anne sağlığındaki eşitlik açıklarını
kapatması gerekmektedir.
Okul öncesi yıllarda (üç ila beş yaş arası)
çocukların sağlık ve eğitim ihtiyaçları genellikle hükümet politikalarına iyi
bir şekilde dahil edilmiştir, ancak çoğu ülke erken çocukluk gelişimi (üç yaşa
kadar) alanında daha iyisini yapabilir.
Tüm sağlık politikalarının ortak bir önceliği,
bölgedeki erkeklerin sağlık sonuçlarının sistematik olarak kadınlardan
daha kötü olduğu, ölüm ve hastalık oranlarındaki keskin cinsiyet
uçurumunu ele almak olmalıdır.
Hizmet kapsamının her zaman daha iyi sonuçlara
dönüşmemesinin temel nedeni düşük kaliteli hizmet sunumu olduğundan
dolayı, hem eğitim hem de sağlık politikaları, kapsam arttıkça hizmet
sunumunun kalitesini sürdürmenin zorluklarını dikkate almalıdır.
Başarılı müdahalelerin ölçeğini yükseltmek
güçtür çünkü programlar büyüdükçe uygulama ve politik ekonomi
sorunları ortaya çıkabilmektedir ve genel denge etkileri bazı etkileri
azaltabilmektedir.
Dördüncü olarak, hükümetler insan sermayesindeki
gelişmelerin olgunlaşmasının uzun zaman alabileceğini kabul etmelidir.
Kısa vadede, bireyler ancak istihdam edildiklerinde
daha verimli olacaklar.
Bu nedenle ülkelerin iş fırsatlarının
sağlandığından emin olmaları gerekir.
Uzun vadede, daha eğitimli ve sağlıklı bir nüfus
büyümeyi teşvik edecektir.
Halen birçok bilgi açığı mevcuttur.
Örneğin, sağlık riski faktörlerinde cinsiyet
farklılıklarının etkileri veya cinsiyete özgü politikaların nüfus
düzeyindeki müdahalelerden daha etkili olup olmadığı hakkında çok az şey
bilinmektedir.
Şartlı nakit transferi programlarının kısa
vadede insan sermayesi sonuçlarını iyileştirdiği gösterilmiştir, ancak bu
etkilerin uzun vadede devam edip etmediği belirsizliğini
korumaktadır.
Ödeme planlarının hizmet sağlayıcı teşviklerini
nasıl şekillendirdiği ve bunların tasarım ve uygulamasının doğru bir
şekilde nasıl yapılacağı konusunda da araştırmalara ihtiyaç vardır.
Öte yandan, eğitim ve sağlık hizmetlerinin özel
sektör veya kamu tarafından sunumunun yararları ve kısıtları hakkında daha
fazla hususun anlaşılması gerekmektedir.
Tüm bu alanlarda, araştırmacılar ve politika
yapıcılar, vatandaşlarının beşeri sermayelerini artırmak ve onları pandemi
sonrası dünyada üretken yaşamlara hazırlamak için neyin gerekli olduğunu belirlemek
için güçlerini birleştirebilirler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder